
Dokuz Mart Arınma Duası:
Komidinin üstünde vergi, komidinin üstünde aidat,
Komidinin üstünde whsky!
-bardak.
Karakolun arkasında evim.
Nereye bıraktığımı unutuyorum ilaçlarımı.
Pek gören bilen yok kabusları.
Bir ayrılıktan çıktım. Dudak payımda kan var.
Kanalizasyona bağışladım.
Uykusuzluğumu,
yakarışlarımı,
Sessizliğimi,
tişörtümü.
Bergman-ı.
Kış ışığını,
gecenin dramlarını.
Yolu yarılamak yerine, her zaman bildiğimi yaptım;
Terk ettim.
Boktandım çünkü, topraktan yaratıldığıma inandırıldım.
Teşekkür ederim. Çok.
Gök gürledi, yağmurlar yağdı şehrime,
arınma andından kalan günahlar çıkmadı.
Biliyordum böyle olacağını.
Rica edemiyorum kusura bakma, pek iyi yanlarım yok, yerine müthiş hatalarım ve yanlışlarım var.
Hep bir diğer çıkış anlamında sarf ettiğim şeyin
beyazdan kastı yok.
Göz bebeklerimdeki sis için teşekkür ettim göğe!
ama rica edemiyorum.
Sen de edemiyorsun…
Zavallılığımızı şehrin kanalizasyonuna bağışladım.
Şimdi? Önemi yok!
Rica ederim.
Kabuslar görüyorum.
Soğuk ter ve korkunun girdabında yeniye teşebbüs ediyor,
gençliğim, köhne odalarda.
Mor yeşerdiğinde, hayatın sıfırdan bire atlar.
tamamen sıfırlanmak ve yok olmak iz tutmayana mahsustur,
Çok şükür, biz öyle Allahlar görmedik. Ne yazık ki.
Evimi aramayın,
odama girmeyin,
kitaplarıma dokunmayın. Ve delilini aramayın, taksirden meczup kulların,
açık büyük günahtır, zira açık en büyük günahtır.
Yani açık bırakmak, derken, mezarlıkları açmak,
peygamberlere dokunmuyorsanız lütfen bana da ilişmeyin.
Bilmiyorum, sayılar bulanık.
Suratlar bulanık. Duygular bulanık. Yaşam…
jileti kullanırken fazla bastırma göz pınarımda, lütfen deşme göz yaşımı-komidinin üstündeki o çerçevede gülüyorum hala. Bak tarihe, ilaçlarımı nereye bıraktığımı hatırlamadığım zamanlara. Bak.
Biraz sigaradan sararmış olsa da.
Köhne odalarda sürünen pek afilsiz gençliğim
feyza menteş



