deneme/poetikayayınlar

ru-be-ru – ramazan çetin

Ru-Be-Ru

Yağmur o gün şehre inatla yağıyordu. Sokak lambaları ıslak kaldırımların üzerinde titreyen sarı lekeler bırakıyor, geceyi daha da yalnız gösteriyordu. İnsanlar hızlı adımlarla evlerine yetişmeye çalışırken ben amaçsızca yürüyordum. İçimde açıklayamadığım bir ağırlık vardı. Sanki biri omzuma görünmeyen bir taş koymuştu ve ben onu taşımaya razı olmuştum. Ruberu adını ilk kez o akşam duydum. Aslında birinden duymadım; daha doğruyu söylemek gerekirse bu isim içimde yankılandı. Bir kelime gibi değil de unutulmuş bir hatıra gibi. Sanki yıllardır bildiğim ama söylemeyi unuttuğum bir isimdi. Bir süre sonra küçük bir kahvehaneye girdim. Camın kenarındaki masaya oturdum. İçeride birkaç kişi vardı. Çayın buharı ağır ağır yükseliyor, duvarlardaki eski takvimler sararmış sayfalarıyla zamana direniyordu. Tam o sırada karşı köşede oturan yaşlı bir adamın dudaklarından bir kelime döküldü. Ruberu dedi. Sesini zor duydum ama yanlış duymadığımı biliyordum. Başımı kaldırıp ona baktım. Adamın yüzü tuhaftı. Sanki uzun zamandır uyumamış gibiydi. Gözleri bir noktaya takılı kalmıştı. Gazetesini kapattı, ağır ağır ayağa kalktı ve dışarı çıktı. İçimde açıklayamadığım bir merak doğdu. Çayımı bitirmeden peşinden çıktım. Sokak boştu. Yağmur biraz hafiflemişti ama damlalar hâlâ kaldırım taşlarına düşerken ince bir ses çıkarıyordu. Adamı ileride yürürken gördüm. Adımlarını takip ettim. Bir süre sonra dar bir sokağa girdi. Ben de arkasından girdim ama sokağın ortasına geldiğimde adam ortadan kaybolmuştu. Ne bir kapı sesi duymuştum ne de ayak sesi. Sokağın sonunda eski bir apartman vardı. Kapısı yarı aralıktı. İçeri girdim. Merdivenler loştu ve rutubet kokuyordu. Yukarıdan ince bir ışık süzülüyordu. Basamakları ağır ağır çıktım. En üst katta küçük bir pencere vardı. Camına yaklaşınca kendi yansımamı gördüm. Ama bir tuhaflık vardı. Yansıma bana ait değildi. Yüz hatları benimkine benziyordu ama gözler başka birine aitti. Tam o anda içimde bir ses yükseldi. Ruberu dedi. O an anladım. Ruberu bir insan değildi. Bir isim değildi. İnsan bir gün kendiyle yüz yüze kaldığında ortaya çıkan o yabancıydı. Kendini sakladığın bütün aynaların arkasında bekleyen sessiz bir gölgeydi. Ben o gece ilk kez onunla karşılaştım. Yağmur ise hâlâ yağıyordu ve şehir hiçbir şey olmamış gibi uyumaya devam ediyordu. O gece eve dönerken ilk kez şunu düşündüm: insan bazen kaybolmak için değil, kendini bulmak için yürür. Ve şehir uyurken, sokaklar boşken, yağmur sessizce yağarken insanın karşısına eninde sonunda kendi çıkar.
Ben o gece Ruberu ile tanıştım.
Ve bir daha hiçbir aynaya eskisi gibi bakamadım.

ramazan çetin

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu