
Son Raunt: Gönül Ringi
Işıklar boğuk, kalabalık dilsiz.
Zaman köşeye çekilmiş, nabız ip gibi gergin.
Karşında kemer yok, unvan yok
sadece kalbinin celladı.
Gardın açık;
çünkü aşk, en iyi savunmayı bile ihanetle unutturur.
İlk Hamle (Göz Teması)
Bir sol kroşe değil bu ,
geçmişin kemiklerine inen soğuk bir metal.
O gözler;
bir zamanlar sığındığın liman,
şimdi sisli bir açık deniz.
Bakışı değmez, keser.
Dengen çözülür, içindeki iskelet çatırdar.
İkinci Hamle (Sessizlik)
Aparkat değil , vakum.
Sesi değil, yokluğu çarpar yüzüne.
Dudaklarında çürüyen “gitme”,
onun sırtında hiç doğmamış gibi.
Kapıya yürüyen o boşluk,
ciğerlerinden hatıraları söküp alır;
nefes değil, kül girer içine.
Final (Gerçeklik)
Ve darbe… adı konmayan, kaçınılmaz.
Bir zamanlar sana ait cümlelerin,
başka birinin teninde yankılandığını duyduğun an,
zaman kırılır.
İşte orada öğrenirsin:
İnsan en sevdiği insanla nakavt olur.
Yere düşmezsin sadece;
içindeki şehirler çöker,
adın enkazın altında kalır.
Hakemin Sayışı
1… 2… 3…
Sayışı kim tutar sanırsın?
Kendi içindeki cellat.
Her rakam, kalbine çakılan bir çivi.
“Hiçbir darbe,
bir sevdanın çöküşü kadar ağır değildir.”
Sonuç
Maç biter. Işıklar gömülür karanlığa.
Ama bil:
En derin nakavt,
insanı ya öldürür,
ya da başka bir hikâyeye zorla doğulur.
ayhan yağsatan



