
SAAT DOKSANALTI
Ben dünyanın gri saatini kuruyorum sen uyurken.
Sana derler ki,
sabahın altılarında
hâlâ,
hâlâ cenazesinde doksanların —
inanma.
Hâlâ bulut tutmamış gözleri,
hâlen ağıttan gemiler yüzdürüyor
küskün pencerelerde.
“Çaresiz bir hastalık tutturmuş ciğerine” derler,
masal değmemiş yaralı ağzına —
inanma.
Ben
dünyanın gri saatini kuruyorum tan vakti.
Sen koyu kalabalıkları düşüne alırken,
ben ham öfkeden
geceye ay dokuyorum daha.
Gün daha ağarmamışken,
ağzımda süt kiri,
ağzımda tütün sesli papatya.
Henüz toplamamışken
yere çaldığı çocuğu
gezegen,
dönüyorken hâlâ
—
ben
dünyanın gri saatine koşuyorum,
altılar ve doksanlarla.
derlerse sana
saatli köyün meydanında
düşmüş kalmış,
Eksik bir akşamla—
inanma.
Sadece,
Saat doksanaltıyı vurmadı daha.
uygar özcan



