öykü

cuma reçeteleri / bölüm 7: iki ölü, biri begonvil – ramazan çetin

Sonradan doğalgazın geldiği sobalı bir ev gibi ruhum. O delik hâlâ orada duruyor. Tavana doğru kabaran rutubet, duvarlarda sararmış izler, yağmur yağınca damdan akan sular… ve garip bir şekilde damlalar hep benim yatağıma düşüyordu. Sabahları alarm değil, su sesleri uyandırıyordu beni. Önce rüyadaymışım gibi geliyordu. Sonra battaniyemin ucundaki ıslaklığa dokununca uyanıyordum. Her şey sonradan değişmiş ama hiçbir şey tam olarak düzelmemiş gibiydi. Ruhum da öyleydi. Yağmur o gece sabaha kadar sürdü. Damlayan suların sesi odanın içinde yankılanıyordu. Uyuyamadım. Kalkıp pencereye gittim. Sokağın başındaki eski evi o zaman fark ettim. Kapısının önünde büyümüş bir begonvil vardı. Yağmur altında sessizce sallanıyordu. Dalları duvara yapışmıştı. Sanki evi tutuyordu. O begonvilin o evi gerçekten ayakta mı tuttuğunu, yoksa yıkılmasın diye ona sarılan bir el mi olduğunu uzun süre düşündüm. Benim ruhumdaki o soba deliği gibi, o ev de bir zamanlar başka bir hikayeyle ısınıyordu muhtemelen. Şimdi ise sadece üzerine yağmur yağan, rengi solmuş bir hatıraydı. Yatağıma geri döndüğümde battaniyemin ıslaklığı dizlerime kadar çıkmıştı. Gözlerimi tavandaki o sararmış lekeye diktim. Doğalgaz boruları odanın köşesinden sanki eğreti birer damarmış gibi geçiyordu; modern, temiz ama ruhsuz. Oysa o eski soba borusunun geçtiği delik, evin gerçek nefes borusuydu. İçerisi şimdi sıcaktı, evet, ama o sıcaklık hiçbir zaman kemiklerime işleyen o eski is kokulu sıcaklığın yerini tutmuyordu. İnsan, hayatını tamir ettiğini sanıyordu. Duvarları boyuyor, delikleri kapatıyor, rutubetin üzerine yeni bir sıva çekiyordu. Ama yağmur şiddetini artırdığında, o eski yaralar mutlaka bir yolunu bulup sızıyordu içeriye. Su, hafızası en güçlü olan şeydi; nerede bir çatlak varsa orayı hatırlar ve mutlaka oraya dolardı. Sabaha karşı yağmur dindiğinde oda derin bir sessizliğe gömüldü. Artık su sesi gelmiyordu ama kulaklarım hala o ritmi arıyordu. Kalkıp bir sigara yaktım. Duman, odanın tavanındaki o rutubet izlerine doğru yükselirken, sokağın başındaki begonvilin o evi hala bırakmadığını biliyordum. Benim ruhum da o gece, o ıslak battaniyenin altında, tamir edilmeyi beklemekten vazgeçti. Sadece dallarına tutunacak bir duvar arıyordu. Çok geçmedi, ben de öldüm begonvilde.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu