çok mu anlam yüklüyorum özgürlüğüne – etkin garip

Biz de konuşuruz insanların ardından;
Ama güzel,
Ama;
Biz bir sevindik geçen,
Geceler boyu seviştik!!
Sevi ışığının altında bulduğumuz o isyanla!!
O şatafata teğet anda,
Barış barış doluştuk rahimlere;
Analar ne aşıklar doğurur bir bilseniz…
Aşıklar onursuz-gurursuz olur.
Aşıklar umursuz-umutsuz n’olur,
İsyan ediyoruz ulan!!
Pandora’nın kutusu anamın kukusu,
Kokusu anamın intizar,
İmanın pusulası gülizar,
Anons edin!!
Üç kuruşluk yaşamanın anlamı yok*
Anne, babamı çarmıha gerelim…
Çabamı…bu beyhude denen aman!!
Şu; eril veryansınını ifşa edelim insanlığın;
Ahhh anne takmıyorum inan,
sen neden viski sevmiyorsun?
Neden bilmiyorsun sınıf kini,
Neden tanımıyorsun Virginia Woolf…
Simone De Beauvoir! !!
Anne, cennet ayaklarının altı madem!
Çiğne beni de kurban olayım, olayım;
Cennete doyalım namülk…
Kuru ekmek,
Kuru soğan,
Kuru fasulye,
Yetti…
Anne hiçbir şeyden haberin yok ayol…
Sana nasıl bağlanayım?
Seni daha ne kadar ciddiye alayım??
Koşulsuz sevgime tepeden bakan soylu…
Soytarı doğurdun ki beni sen… Şenlikler, şölenler, kurban ayinleri…
İptal bütün anlamları kapitalistlerin.
Akış yönüne hıncımdır suyun,
Kabalık etmek zorundayım…
Çoğularına göre çok ve gereksiz,
Bazılarına göre az ve yetersiz OKUMUŞUM.
Dilin gereğini yapmaya çalışmıyorum.
Halim içler acısı…
Kimsenin namus bekçisi de değilim!!
Cinsiyet körü, o yapıya dahil olarak ne kadar ilerleyebilirim…
Yüzümü yumuşatmak için bıraktığım kuyruk 😉
Törpülediğim taşşağım…
Uydurduğum dilim ayol, anne hepsi senin için…
Dizlerinde rol kesmeyeceğim.
Ya bölüşeceğiz bu alemi, onurlu, ya parçalayacağım!!!
Çok mu anlam yüklüyorum, özgürlüğüne…
Anamamın karadelik; insanlığım bittiğim yerde başlıyor…
Nasıl bir sahil’de sevişmedin, nasıl bir memleketten habersizsinhabersizsin, nasıl??
Acı çekiyor kalbim; beni sen çıkardın ayyuka…
Taşşağımı hiç hesaba katmadan yürüyorum işte!!!
Miras kalan herşeyden vazgeçtim…
Kurban olduğum;
Savaş iç içe, dahil ol tırnak ile diş ile…
Anne, kimi, niye, öldüreyim!
Beni yeniden doğur ki,
Madımak kundakçılarının karanlığından ayrılayım;
Sarı torbalara doldurulmadan onurum.
Stoa’dan kalma algım.
Cumartesi annem benim, pazar mezarım benim,
Tehlikede büyüdüm…
Açlık ve yoksullukla!
Beni yeniden doğur;
Irksızlaşayım, milliyetsiz ve bayraksız, yurtsuzlaşayım.
Evim olmalı evren.
Gerçek bir insan gibi, gerçek bir gün yaşayayım.
Bulutların gittikçe karardığı bir gün, kafamın içinde ayrı, gözler önünde ayrı bir oyun oynuyorum, insanlığım…
Sırtımda hayali bir ayna, bir şey demeden bir şey yapmadan önce aynaya bakıyorum!!
“Herkes mi böyle” diye soruyorum aynadakine;
Yalnız seni bilirim diyor ayna!!
Aynayla konuşur gibi;
“Gerçek” dediklerine inanmıyorum, ona bu acelesi yok tavrım; andan cambaz etim, felekten gambaz otum.
Anne beni yeniden sev, sarılarak bana, bana dokunarak sev beni yeniden…
Kıyameti koparayım…
etkin garip



