öykü

rıza’nın uçuk kuşu – beytullah kılıç

Yol durdu ve yolculardı yoldan çıkan, kötülük taşıyan araçlar sustu. Çantamdan küçük harfler çıkardım ve tek kanadından tutup tekrar attım sırtıma. Bazı günler sancılar bizden önce uyanır. Bu sözü hatırlayıp küçük kelimelerin yanına yakıştırdım. Anlaşılan bugün de benden önce uyananlarım olmuştu.

Ey Rıza! Kaderinin başladığı yerdesin. Yıllarını tüketen bir çığlık gibi… Suyun buruşuk tarafında… En büyük kızın evi terk ettiğinde de böyle bir boşluğa düşmüştün. Kafan emekli değil. Kırın ortasında bir türkü mırıldanmaya niyetleniyorsun. Sesler ağzından çıkıp karşındaki taşın üstüne oturuyor. Büyüyüp içine alıyorlar seni. Rıza… İşte babanın diktiği kayısı ağaçları da senin gibi tarlanın ortasında duruyor. Dipleri sarıdan siyaha dönen çürük… İpin iki ucu birleşti. Bir baykuş sana bakıyor. Daha bir çaresiz oluyorsun. Tuhaf. Sen etrafına baktıkça o da boynunu büküyor. “Böyle yapma” der gibi. “Ne yapıyorum ben!” Tarlanın ucunda oğlum Fehmi’nin iki çocuğu -torunlarım- top oynuyor.

Onlara bir kez bakıp tekrar baykuşa baktı Rıza. “Dalımı kırma” dedi. Baykuş başını eğip küstü Rıza’ya -ya da Rıza haklıydı-. Baykuş ne olduğunu düşünmeye çalıştı.

Uzaktan -meşenin kuytusundan- Fehmi doğruldu. “Baba hadi mangal tamam.” “Soğumasın” dedi baykuş -alaycı-. Rıza baykuşa ters ters baktı. Baykuş kanadının altına güldü. Rıza karnını doyurdu. Yemeği neresine yediğini anlayamadı. 24 yıl bu topraklarda terleyip gitmişti sonra. Yemeğini yerken oralardan bir yerden terinin kokusunu aldı. “Rıza! Kaderinin başladığı yerdesin.”

Çocukların çığlığı ve kahkahalar yordu Rıza’yı. Onlar güldükçe Rıza rahatsız oldu, suçlu hissetti kendini. Zihninde babası -11 yıl önce vefat etti- canlandı ama Rıza bunu fark edemedi, bir anda babası ona seslenince ürktü, silkindi. Fehmi ile eşi, yani Rıza’nın gelini tuhaf         tuhaf baktı Rıza’ya. Rıza utandı. Yaşının bilincinde oluşu Rıza’nın utancını büyüttü.

Rıza karnını doyurdu. Çay, ateşin yanında ilkelce kaynıyordu. Bu da Rıza’ya bir şeyler hatırlattı. Uzaklarda dönen atmacayı gördü. Gözleriyle takip etti bir süre. Çalıların ardında kaybetti görüntüyü. Sıcak, kendini hatırlattı. Meşenin gölgesi acizlendi. Sanki eskiden böyle olmuyordu. Her şeyi değişmiş göstermek Rıza’nın suçunu hafifletiyordu. Bir bahanesi olamaz mıydı onun da?

Hemen yerinden kalkıp büyük bir heyecanla baykuşun yanına vardı. -Eline bir bardak çay aldı ki kendini güçlü hissetsin.- Baykuşu görür görmez “Her şey değişti” dedi. Baykuş şaşırdı. “Nereden çıktı bu?” Düşündü Rıza. Çayı anlattı, eski ilkelliğini, gidenleri, çocukların sapan oynamayışını ve eskisi gibi birbirlerinin canlarını bile yakamayışlarını anlattı. Baykuş dinledi. Rıza sustu, baykuş konuştu. “Sen buradayken ben buradaydım. Sen gittin ben buradaydım. Yine geldin, ben yine buradayım. Ara ara geldin yanıma, hep buradaydım.”

Rıza başını kaldırdı. Baykuş yerinde yoktu.

beytullah kılıç

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu