ne olacak bu kollar – yağmur yakar

Kollarımı yatağa sığdıramıyorum. İkiye katlıyorum, kendime sarıyorum yine olmuyor. Çift cevaplı bir bilmece bu. Enimi kestiremiyorum. Önüme baktığımda bir ritüel olarak gözyaşlarımı akıtıyorum. Ayaklarım halıya düşmüş kıllara basmaya hazırlanıyor. Basamıyorum, dizlerim beni yarı yolda bırakıyor. Emekliyorum. Ben çok iyiyim, ben var ya ben, çok başarılıyım! Herkesçe çok sevildiğim anılarımı ise fotoğraflamışım. Bakın bu otobüste, bu kahve içerken, bu bir şeyleri kutlarken, bu bir şeyleri kutlamazken, bu suratlarımızı gülmenin veya sıradanlığın sınırlarına sürerken… Evet çok iyiyim ben ama maalesef bir kusurum var; kollarımı yatağa sığdıramıyorum. Yazamadığım kelimeler boğazımı sıkıyor sıcacık yatağımda. Sıcacık yatağım, kaşınan yanlarım, meme altı çıbanlarım; hep beraber yataktayız. Hani, hatırlıyor musun, bir kere boğazımı sıkmıştın? Dövüşüyorduk, kendimizi daha dövüşken bir hale getirebilmek için. Tam o sırada sen ne kadar dövüşken bir hale geldiysen artık, boğazıma sarılıverdin. Beni öldürecek miydin serseri? Üstümden attım seni, gözlerim yaşlandı bir an. Belki şiddetin yarattığı acı yüklü duygusal tahribattan, belki de saf canım yandığı için. Bilmiyorum. Canından çok sevdiğin birinin boğazına böyle hırsla atılabilmek hangi bulanıklığın sonucudur? Bu hangi tür gafletlerdendir? Oyunun kendisine kendini çok kaptıran B çifti soluğu mezarda aldı. Bir süre devam eden incitici sessizlik. Her şeyden incinmekten bunaldım. Ya da bulandım. Bakın, bulanıklığın hanesine bir sayı daha yazıldı. Bir iki gözyaşı döktüm, benden özür diledi. Sarıldı, boynumu öptü. Geceyi gür bir türküyle taçlandırdık. Boğaza çökenlerin türküsü. En sevdiğim boğaz türlerinden biri olan şişik boğaz bugün 12. sigarasını içen hanımefendiye ait olup, bu boğazın sıkılması daha kolaydır. Kolayca da çürüme yapmaz, birkaç yıl dayanır. Sonra tabii biraz eskir, çirkinleşir. Tazeyken sıkınız, hemen tüketiniz.
Kollarımı yatağa sığdıramıyorum. Tatsızlaştı artık. Gündelik acılarımı boğazlamak için kollarımla kendimi kustururum. Çok çok patlamalarımla seneler biter, aylar biter, sonra günler biter, sonra… Bahtsızlığın tahtında tahta eksik. Çivi, tahta ve çekiç gerek; ellerimle ellerimi çakamam ya! Bana cazip gelen belki de iki parmağımı ağzına sokup çıkartma düşüncesidir. Sanıyorum ki böyledir. Sansüre hayır! Büyük haşmetli anadan babadan Türk televizyonumuzda aile yapısına uygun bir şekilde beni boğazladığını herkes görecek. Açın şu televizyonu, açın! Kollarımı da alın, alın ve boğazdan aşağı atın. Artık yatağa sığıyorum.



