öykü

heil der bus! çok yaşa otobüs! – mert bayram

İzlere saygı duyuyorum. En çok da yara izlerine. Yara izlerinde de en çok, ruhta yeşerenlere. Sadece tek bir kişinin, dünyanın en yalnız kişisinin ruhunda açılmış yara izinin, belki onun gidişiyle buralardan gittiğini söyleyebiliriz. Peki birden çoklarının, toplumun, toplumların ruhlarında açılmış yara izleri nasıl gider, nereye gider, bilmiyorum.

Beklediğim otobüs tam vaktinde geldi: ben evden çıktıktan dört dakika ve durağa vardıktan iki dakika sonra. Niyetimi belli etmek için elimi kaldırdım -bazen niyetleri belli etmek için el kaldırmak gerekir- ve niyetim belli oldu, otobüs durdu. Otobüse doğru yürürken, İkinci Dünya Savaşı çılgınlığının bir selamı geldi aklıma; bir çılgınlıkta akıl değil anlam aramak gerektiğini düşündüm ve elimden başladım anlamaya. “Heil der Bus!” dedim, “Çok yaşa sen otobüs!”, “Vadettiğini gerçekleştirdin ve yoluma devam etmem için beni destekledin”. Hareket etmemizden on beş dakika kadar sonra, bize mi (artık biz olduk çünkü hepimiz aynı gemide, pardon, aynı otobüsteyiz; aynı yöne doğru gidiyoruz ve şarampole uçarsak, kimsenin kanadı kimseyi kurtaramayacak) yoksa ardımızdan gelen başka bir otobüse mi el  ettiğini anlamadığım bir dedeyi fark ettim. Fark, önemli. El ederken benimle aynı şeyleri düşündü mü, bunu da bilmiyorum. Kendinden öncekini yani selefini saygısızca anan, kendinden sonrakini yani halefini küçümseyen her önder gibi davranmadım; kendimizi irdeledim ve bizim o dedeyi almadığımızı çünkü durakta duramayacak kadar hızlı gittiğimizi düşündüm. Yine de bu düşünceler, dedenin bastonu kadar fayda sağlamadı kimseye ve biz yolumuza devam ettik. Yol bitti, biz indik, şoför kaldı otobüsünde, pardon, gemisinde. Dede de kaldı aklımın bir köşesinde.

mert bayram

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu