çıkışta görüşürüz – alpay eglenen

Sonradan ülkücü mülkücü olmuş biri vardı ilkokulda. Kabadayı deyimi revaçtaydı 90’ların sonu, 2000’lerin başında; Deli Yürek, Yılan Hikayesi etkisi falan. Sınıfın iki kabadayısından biri buydu. Çalışkanım diye -ders çalıştığımdan değil, hepsi beş olduğundan- sınıf başkanı seçmişti öğretmen beni. Lakabım bücürükken nasıl baş ederdim bu iki kabadayıyla? Konuşanları yazmam gerekiyordu ve bu yavru kurt susmak bilmedi. Tahtaya yazdım adını, benim yüzümden azar işitti. Başladı “çıkışta görüşcez” demeye. Kavga etmeyi bilmem ki, zaten korkak da bir çocuğum, tuvaletteyken bile bekletirim birini kapının önünde. Tir tir titremeye başladım içten içe. Dayak yiyeceğim.
Okul çıkışı oluyor, koşa koşa kalabalığın yoğun olduğu bölgelere girip gizlene gizlene sıvışıyorum eve. Ertesi gün ders zamanı yine aynı tehdit, çıkış yine aynı. Büyük sınıfta olan mahalledeki bir abi canını sıkan olursa bana gel diyor. Ertesi gün gidip anlatıyorum ona durumu ve gelip yavru kurdu uyarıyor ve konu kapanıyor.
Geçenlerde düşündüm, “neden çıkışta olması gerekiyordu” diye. Ne bileyim, teneffüste bir çelme taksaydı ayağıma, yapışsaydım yere. Dersin ortasında çaksaydı bir yumruk, iki seksen uzansaydım sıraya, kapansaydı konu. Ne vardı bu çıkışta? Çıkışta görüşürüz, görüşemedik işte. Pustun kaldın senden daha büyüğün tepene çökmesiyle.
Sebebi şuydu bu çıkış randevusunun: Okul başka, gerçek hayat başkaydı. Böyle bir algı yaratılıyordu bahçeden içeri girince. Okulda öyle davranılmazdı, dışarıda olurdu ama ya da tam tersi. Oysa pedagojik formasyon eğitimi alırken bir ilkeden bahsedildi ve eğitimde çok önemli bir rol oynuyordu: Bağdaştırma. O yavru kurdu eğitemeyen, okulla bütünleştiremeyen ve belki bir zorbaya dönüşmesini engelleyemeyen eksiklik tam olarak buydu.
Okul, kendisine gelenlerin dışarıdaki hayatını dışlamamalı, arka sokakları kalbinin merkezine oturtmalı ve anlamalıydı. Evet, her birey, okula ilk gittiğinde önce anlaşılmalıydı. Okul çocuğun ailesiyle ya da sokağıyla arasına girmemeli, onlardan biri olmalıydı. Sonra törpülenirdi yanlışlar, düzeltilirdi zamanla ve hep birlikte dönüşürdük, birleşirdik ya da hiç kopmazdık belki.
Bağdaştırma kavramını söyledik, ek olarak Decroly Sistemi de araştırılırsa iyi olur.
Öğretmen olabilmem için bana öğretilenlerin sahada uygulanmadığına ve bu nedenle yaşamın çok kolay olabilecekken bu kadar zorlaştırılmasına her tanık olduğumda sorumluları teker teker gözümün önüne getirmeye devam edecek ve her seferinde şunu diyeceğim:
Çıkışta görüşürüz.
Görüşür müyüz? Tanrım?
alpay eglenen



