yakın zaman düşünleri – 3/ sade hayatlar – köksal erdenoğlu

Yakın Zaman Düşünleri – 3
/ Sade Hayatlar
Yoksulluğu savunmuyorum, sadeliği savunuyorum. Gereksiz ihtiyaçlarla beraber bir israf da icat ettik. Sürekli almalısın ve atmalısın. Attığımızda ve aldığımızda boşa harcadığımız hayatlarımızdır aslında. Çünkü her şeyi satın aldığımızda karşılığında para vermiyoruz, verdiğimiz vaktimizdir. O parayı kazanmak için harcadığımız vaktimiz. Aradaki farksa yaşamı satın alamazsınız, yaşam akıp gider. Hayatı boşa geçirmek, özgürlüğünü kaybetmek korkunç bir şeydir.
Jose Mujica
İnsanların bir çoğu sorumluluklarını geçim derdiyle, gündelik hayatı çevirmekle, ebeveynlik sorumluluklarıyla, orta sınıf standartlarını temsil eden bazı “sahip olma” edimleriyle sınırlandırırlar, böylece gerçeğe, hakikate, doğrulara ilişkin sorumluluklardan azade ederler kendilerini ve bir geçiş döneminde olduğumuz da aşikar, o halde ne yapmalı, mümkün olduğunca belirgin sorunlarla, çelişkilerle ilgili bilgiyi dolaşıma sokmak ve sorumluluk almak için motive etmek önerilebilir, şiir, burada, imkanlardan biridir, müzik, edebiyat, görsel sanatlar, felsefe, ironi ve mizah da imkanlar arasında sayılabilir..
Yeniye ilişkin en temel motif insanı kendi içinde ya da diğer canlılarla ilişkisinde piramidal yapıda değil, yatay (savaşlar ve mal bolluğunun, israfın müsebbibi olan hiyerarşi yerine anarşi) ve bir ekosistemin “tepesinde” değil “içerisinde” olarak tanımlamaktır. Bunun için kolektif yapılar toplumdan topluluklara doğru evrilebilecek mi bakalım? Belki de kırsala yayılmanın bile sorunlu olabileceği durumda, sosyal ortamlarda topluluklara dönüşmek de bir imkandır, bu durumda kullanılabilecek koz sade hayatlar, üreme, üretim ve tüketimden feragat olabilir.
Feragat edimlerini sadece özgürlüğümüzü ve zamanımızı kazanmakla anmak yeterli değil. Yüz volkan büyüklüğünde milyarlarca metreküp karbon salan bir süper volkana dönüştük. Faili olduğumuz 7. büyük tür yıkımı dinozorları ortadan kaldıran tür yıkımından daha hızlıymış. Şöyle bir örnek de verilebilir: Son beş yüz yılda balık nüfusu onda birine düşmüş.
Bazı biyologlar türümüzün dünyayı istila ettiğinden bahsediyor. Peki istila halinde miyiz? Bazı sayılar analım: sekiz milyar insan, yüz milyar beygir gücünde bir milyar araç, elli iki milyar tavuk, iki milyar büyükbaş ve küçükbaş hayvan, bir buçuk milyar kedi ve köpek, buna mukabil on milyon öküzbaşlı antilop, bir milyondan üç yüz bine düşen şempanze, yüz bin kurt, kısa bir zaman diliminde sayıları yarıya düşen kırk bin aslan.
Dolayısı ile sade hayatlar ve feragat edimleri talan ve istilaya karşı sınırlandırma pratikleri olarak da düşünülebilir.
köksal erdenoğlu



