şiiryayınlar

kurşunlanarak susmaz devrim – sovyet serserisi

kurşunlanarak susmaz devrim

baskılanarak
baskılanarak tehditlerle
baskılanarak tehditlerle susturulmaya çalışılan
söylenebilecek her sözün
kurşunla delindiği,
yazılan her satırın
gözaltı karanlığına gömüldüğü bir ülkede—

bu gece gizlice saklandım kalbime
omuzlarımda taşıdığım ölü yoldaşlara
birer birer serdim utancımı

artık ne cehennem korkutur yırtıcı öfkemizi
ne hücreler paslı zincirle kıstırır haykırışımızı
çünkü sustukça çürüdü dillerimiz
çünkü korktukça köreldi ellerimiz

SUSTUKÇA! SUSTUKÇA VE KORKTUKÇA!
DAHA DA BÜYÜDÜ CELLADIN KILICI!

şimdi:
sokaklar kadar özgür,
barikatlara kadar hırçınca!
artık ne masumiyet aranır geçmişte
ne de affedilecek bir hain.
gömüldüğümüz karanlıkta
bizden alınan umut
şimdi molotof gibi sarkıyor gecenin alnından

bir gün —
kalkacak bu halk,
kalem değil, taş tutacak ellerimiz
diz çökene kadar adalet,
yıkılana kadar saraylar.
son tanemize kadar
saçılmanın vakti siperlere

yıkılana kadar saraylar
devam edecek bu direniş

bu kavgada ne yorgunluk tanırız
ne de geri adım
biz
öldürülmeyi göze alarak yaşayanlarız.

ellerimizle kazıyoruz faşistin mezarını
her darbede yeniden yazılacak
kazanan yazacak bu tarihi

korkmuyoruz artık
korku onların silahıydı
bizler isyanımızı kuşandık
bir çift postalın bastığı her toprağı
geri alacağız
ve her sokak
bir manifesto olacak gün doğarken

onlar bastıkça biz çoğalacağız
onlar susturdukça biz haykıracağız
devrim
bir gül
bir öfke çiçeğidir
kökünü yoksulluktan, gövdesini halktan alır
her dikeni
şişirdiğiniz egonuzu patlatacak

namerttir sesi haykırmaktan kısılmayanlar.
namerttir yurttaşını yalnız bırakan!

her sabah gözaltı haberiyle uyanan bir ülkede

her baskın — bir yaşam sancısı
her kurşun — bir ağıt

unutmadık!
unutmayacağız!
soma’yı, gezi’yi, suruç’u
çocuk yaşta toprağa düşenleri
yalan manşetlerle aklanan katilleri
ve susanları!
en çok da susanları!

biz unutmayan bir halkız
tarihi unutanlara karşı
hafızayı sokaklarda tazeleyen bir halk

ve biz susarsak
denizler boğulur
bulutlar kurur
gece sonsuz olur
kurak ve yağmursuz
yeşermeden köklerimizden
koparılarak —
yalnızca çöplüğü boylar bu suskunluk

susma lan!
susma!
sustukça sıra sana gelecek
anlasana lan —
birbirimizden koparıldıkça
bin parçaya bölündük
ve her parçanın üstüne bastılar
güçsüzleştik,
birbirimize küstük,
birbirimizi unuttuk

ama bilsinler ki
bu kez sessizce gitmeyeceğiz

çünkü biz
kıstırılmış gençliğiz
karanlıkta büyüyen öfkeyiz
ve evet, yeterince mühimmatımız yok
ama taş var lan!
kap gel dizili kaldırım yollardan taşını
bir gün değil
her gün meydanda
bir slogan, bir molotof, bir yol
bir daha asla yere eğilmesin başımız

bu yurtta,
duvarlara yazılan her kelime
bir haykırıştır artık.

sovyet serserisi

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu