karanfil, karanlık ve kemikler – zeynep s. sayın

ayırabilir misin bir karanlığı diğerinden
karanfili ya da benzerinden
ayırabilir misin bir kemiği…
yaşamı ve ölümü mesela
(ağlasa sesini duyabilir misin mısralarında)
yarım bırakılmış çile gibi parlıyor gözleri
tespihi kaldığı yerden alıyorum
yarım kalmış haz gibi parlıyor gözleri
bir ân’ın uçlarını yokluyorum
meselâ yani, mesela sonra
gidemediklerini de anlatalım şimdi
söyleyemediklerini duyalım mı
söylediklerinden
*
karanfilin uçarı uçları
karanlığın evinde tanıdım onları
kedi sürüyordu tarlayı
aşkın ölümle arkadaşlığı
meselâ sonra,
diz çöktük tarlaya
hem yer hem gök adına
hem tohum hem göremediklerimiz adına
kemiklerden söz etmeyeceğiz burada
“sonsuz karanlıklarda güneşim leylâ
hem güneşim hem eşim yoldaşım leylâ”
Zeki Müren okuyor, radyoda
*
ayırabilir misin bir karanlığı diğerinden
aynı değil yırtılan bu örtü güneşle
ayırabilir misin karanfili diğerinden
sadece uçları kaldıysa zamanın suyunda
balıklar gibi nefes almaya çalışan
meselâ, bir odan kalmadıysa dünyanın evinde
bir oda bir evi gerektiğinden kırıldıysa yani zaman
sırtına hırka geçirebilir misin
diyebilir misin hepsi bu kadar
*
karanlığın evinde tanıdım onları
ayda gümüş gibi deniz, balıklar
sandalda sokaklar İstanbul, pul pul
*
aşkın ölümle muhabbetine
diz çöktük tarla üstüne
kemikler kediydi yakamozda
dolunayın uçları karanfil
karanlık hem var hem daha az var
karanlığın evinde tanıdım onları
uçları uçarı
zeynep s. sayın



