kanalinsanbu – ahmet erbaş

Boğazımda tıkanıyor intihara yakın ev silüeti
Siyanüre boyanmış kapalı kapılarda
dört kardeşin parmak izi
Otopsiden anlaşılan
Haciz edilmiş tebessüm
Ve sönmüş yaşam sevinci
Enflasyona dönük ciğerimde lavlar
Oysa ki küfrümde capcanlılar
sonsuz parıltı
yüzde sekiz buçuklu küsurat kanaması
Sınırında bir açlığı var ya da tam tersi
uçsuz karaltı
Uzun bir kış geliyor battaniye altı sefalet fikrinde
Bu kışı atlatırsak gerisi kolay diyen annemin
Topuklarında nasır ve yüzünde keder
İçimde telaş ve kaygı
içimde kıpırtısız kelebekler
Kadar küskünüm dünyaya
Bahar getiren kanatlarında
Yoksulluktan ölmek üzereler
Sabahın buğulu camlarında yapışkan
somurtkan yüzlü işçiler ve bilinç kaybı
Göz bebeğime yansı
boşluğa çivilenmiş gözleriyle
Kan toplayan rüyada morartı
ve hala rüyada gibi sarhoşluk halindeler
Kapadılar gözlerini cep delikliğinden
Deliliğe çıkan her sokakta ve cinnette
Üst akıl ve takım elbisenin kirinden
Üç kat daha kirlendiler
Çok kırılan yerlerimiz var
çok çatırdayan kemiklerimiz
Ellerimiz yumruk yapmayı unutalı
çok yılgın yaşam direncimiz
Şimdi bir siyanür bulup tetiği çekmeli zehrinden
Akıtmalı akışına öldüğümüz Türkiye nehrinden
ahmet erbaş



