
kalpte kargaşa, ritimde delik
masaya tekrar şevkli oturmayalı çok olmuştu
bilakis demeyeli belki bir devir
önce şunu anlamalı buruşuk kalbim:
yalnızlık ne bölüşülür ne paylaşılır
ayak uçlarıma münasebetsiz bir yağmur dadanır
gemi yüküyle batar, büyü bozulduğu yerde kalır
ikircikli bir ikilem boyuna yolcu bekler
ve yorumda yıkılır bir bir kaleler
yıkımındayım bir duygunun.
sakin ve hararetli bir döngü
seni sevmeye başlamaya korkuyorum..
uykudaki evliyalar sanki peşimde
yıkık pencereden sarkan münzevi/de
aslında seni seviyorum ve aslımda doyamıyorum…
mahalleyi sorsan aynı renkler cirit atıyor
ekmek parası ve cansıkıntısıyla yaşıyor insanlar
el âlem ne der diye alınıyor tavırlar
ve dibi hiç yamanamayan kumbaralar…
sonrasını düşünmekten perişan halde aysel
kırbacı yiyince kökünden ferhunde
kızarıp bozarmasın ama kül kedisi merve
ikindiyi unutmayıp, akşam bayılmasın neriman
ah bu büyülü gençlik yok mu
fanteziyi süsleyen gurur
çoktan yol almış bir sigaranın peşinden savrulan buharlı küfür
belki cürümden ya da cahilden konan imaj
ve tarihteki -aşkbaz tekerrür-
durup dururken içimin içime sığmaması gibi
eriyip giderken zaman, ona tasma olması..
edebimin girdaplı bulmacası
eyerimin kamışlı bezi
belki kolay belki zor aşkta ortaya çıkması
bak sikicem, açma artık youtube ‘dan ederlezi!
kimono kimene canlar?
ve mutlu mesut bir pazartesi
kırbaç pazarında vurkaç arbedesi
seni sevmesi güzel ama sır’at…
seni severken dünyanın durması ve güneşin soğuması.
aburcuburla doldurmak siyaseti
holiganları siktir etmek
bakirliği az bozulmuş bir köyde, ilk alkaloid deneyimi
sonrasında derin uykuya dalınan kuyu
bilmem ne kadar zor almış yürüdüğüm yolu?
başımda önünü alamadığım cafcaflı histeri
bana kendini kelepçeli siktir, sonra öp beni!
şimdi bir karış toprakta yıkanmak istiyorum
gelgitle mezgite aynada gülüyorum
bir hayalim olacaksa: elbette ki sen…
yeni kuracağım sendikanın adı :
sen-öylesan-sen.
haziran 2025 / kadıköy
yiğit ergün



