
Gecenin Sonunda
Uzun zamandır ihtiyacım olan ruha tekrar ulaşıyorum bu gece.
Yaşanan ve konuşulanları düşünüyor, farklı senaryolar kuruyorum kafamda.
Bazen kendime hak veriyor, bazen de devam ettiriyorum anlamsız kavgalarımı.
Hâlâ kazanan yok ama kayıp belli:
Ağır yaralı beden ve ruh.
Patlayan ışıktan bir ses yükseliyor:
“Yaşadığın şeyler kimsenin umurunda değil.”
Ve gölgeni bile göremiyor, kendinle yapayalnız kalıyor ve bir ses duyuyorsun karanlıktan:
“Yaşadığın şeyler, benim umurumda.”
Kulak kesiliyor ve yürümeye başlıyorum.
Saatlerce yürüyor, konuşuyorum onunla.
Dolmayan ciğerimi doldurmaya çalışıyor ve uzanıyorum sigarama.
Duraksayıp yavaşlatıyorum zamanı, etrafa bakınarak.
“Durduramıyorsan, kontrol et,” diyorum kendime.
Kaynar sular akıyor bedenimden ve uçurumda buluyorum kendimi.
Sesleniyorum gelecekten kendime:
“Yaşadığın şeyler çok ağır,” diyorum.
“Ruhun hâlâ çabalıyor ama başaramıyor.”
Kapatıyorum gözlerimi ve açtığımda, karanlık bir kutunun içinde buluyorum kendimi.
Etrafım camlarla kapalı ve bulanık görüyorum her şeyi, yağmur tanelerinden yansıyan ışık hüzmesinden.
Dikkat kesiliyor ve bakınıyorum, gözlerimi kısarak.
Ağırdan alıyorum her şeyi.
Acele etmiyorum artık; duraklıyor ve kontrol ediyorum endişeli gözlerle.
Ve tekrarlıyorum, arkama yaslanıp:
“SABIRLI OL! SABIRLI OL! SABIRLI OL!”
Endişeli düşüncelerle derin bir nefes alıp saate bakıyor ve sesleniyorum kendime:
“SİKTİR ET!”
Arkama yaslanıp bir nefes daha alıyor, her şey yolundaymış gibi davranıyor ve olan biteni izliyorum sessizce.
Derin bir sessizlik çöküyor odanın içine.
Onunla konuşuyorum ama bunu bildiklerini biliyorum.
Geç kalınmışlığın farkındalığıyla görüyordum kendimi,
yaşananlardan bihaber, gölgeler arasında.
Ve bir el uzanıyor, yolunu kaybetmiş yeni çocuğa.
Sesleniyor gölgelerin içinden:
“Ruhun karanlığa boyun eğmiştir artık.”
özgür kurşunoğlu



