
.
Dökülen konfetilerle etrafa saçılmayı,
gülmeyi bıraktın ellerinden.
Memnun bir yen olmayı pazarlıkla diretenlere
bir parça bile veresiyen kalmadı.
Söz gelimi cumaya değil, eve döndün.
“Üstü kalsın” deyip artık bitimsiz dükkânlardan
mal satın almadın.
Görülen tümseklerinden atlayarak geçtin,
merhametini dozerlerle düzledin.
Atıl bir karşılamayla yalanları süslemeyi bıraktın,
incilerini toplayıp eski elbiselere yerleştirdin.
Dar gelen kalıpların, geniş ağızlardan
daha çok yer kapladığını öğrendin.
Aralarından ayrılmanın yıl dönümünü kutlamadan gördün;
Razı oldun
dik omza,
iç çekişe,
onay yuman bir çift göze.
Bütün suları tattın;
üstü çimen, altı ateşti.
Dehlizde açılan kabukları boğdun,
yeniden kanattın.
Kulakları olmayan yara bandı taktın hepsinin üstüne.
Sımsıkı tuttun yaşamayı,
her gün kalayladın.
Parlatmazsan düşecek sandın ateşi.
Bin şükür söyledin,
tabelası bilinmeyen bir dile.
Adil bulmadın sözlerini konuşamadan,
okuyamadan onu.
Ve yine,
memnun bir yen olmayı pazarlıkla diretenlere
bir parça bile veresiyen kalmadı.
Söz verdin: borcunu ödeyeceksin
bütün dillerde yaşamanın.
fatmanur korkmaz



