doğum sancısı – alpay eglenen

Atanmakmış hayali, ayyy, ne güzel
Evlenir bi’ de, çocuk da yapar
Takır tukur yatar maaşı, çatır çutur yer
Sormaz kaynağını değirmenin suyunun
At anmakmış hayali, anar anmaz binsin
Herkes binmek isterse eğilecek olan kim
At beni, gerçekten, bunu çok isterim
Çünkü yetmez bana senin emdiklerin
O ne öyle, git gel, bitti gitti
Şimdi git, dokuz ay sonra gel
Olacak olan belli
Mesela ben yazacak olayım
Ne başı ne sonu belli
Zihnim döllenebilir
Bitmeyebilir doğum sancısı
Doğ artık, doğ, çok mu dar ananın amı
Sanatçıya, filozofa sezaryen de yok ki
Neyse, önce şu insan kaynaklarına bi’ el atmalı
Tek adamı üçe bölsek kaç bakanlık boş kalır
Gerek var mı dahasına, sorulacak asıl soru bu
İnsanı ortadan kaldırsan kalmaz kaynak sorunu
Bak ben, doğuramadığımı öldürürüm içimde
Sakat doğarsa büküp tıkarım trakesini
Tanrı, yarattığından bir şeyler öğrenir mi
Yok buna cevap verecek bir bankamatik bekçisi
Olsaydı eğer sorardım, o saatte orada işin neydi
Çünkü ben cevap verebildiğimden işsizim
İşsizim derken çalışıyorum, maaş yok
Baksana nasıl da su fışkırıyor kafamdan
Nefesim nasıl da giderek hızlanıyor
Saçımın arasında delik açılmış, kaygan
Tanırsınız, çok kez siktiniz beni buradan
Genişliyor, genişliyor, genişliyor
Aaaooohhh, çıktı, hiç ağlamıyor
Ezan okunmayacak onun kulağına
Benim isimsiz yavrum, asla atanmayacak
Bana para getirmeyecek
Bir gün ikimizden biri önce diğerimizi, sonra kendini vuracak
Haberi bile olmayacak sayın pezevenk babacığın
Gereğini arz ederim
alpay eglenen



