
cibali cafcafasında ölerek doğan end/er
beynim bozulmaz bızlak
ikindiye geldi mevlût
bana günahsız namazlar hatırlat
ne yapacaksın bu devran dönek
insan otuzlarına kıyılayınca yirmileri özlem oluyor
insan kendinle kaldıkça mahzen
kendi olmadan gittiği tek liman
yani şimdi sen de olmadan
çıkmaz bir soruda tek cevapken
ekimde arabik ekinokslar geldi
dümenci kurtuluş’ta hiç kurtuluşu olmayan bir tavan arasında
öylesine ölesiye borusunu öttürüyor.
sefer sâfi olmadan sükûnet sakat
kıble kabil olmadan insanoğlu helak
kıtıpiyoz kanlı kermeste tevekkeli
tabip oluyorum, üstelik hiç talep yokken kendimden.
ısmarlama fermuarda yama olmuş idrar lekesi
tiner çekmek için ayrılmış yumurta poşeti
gürültü ve fısıltılarlarla hemmekân olan ihtimam
dur diyor sanki kalbim, dur tamam.
yirmilerin düşleri otuz üçte kıymete bindi
on sekizlik benin on sekiz yerinde kurşun
bak bakabilirsen dumandan
gözlük gerekiyor hoca
bu nasıl kırmızı değil
bu ne ibne bir faul
çıkıp çakozlamalıyız ne varsa bulunan bülteniyle kanıksanan mesajlı erkân,
el ele verip bir sofrada birileriyle mürit, gelip geçici işlerde maşa
kurbanı çoktan yok olmuş katil, cinayetine inanacak delil arıyor.
susuzluk. boşluk.koca bir boşluk..
bazen, bazen en ölümcül halleriyle
yığılıp boşalıyor üstüne yaşam, kitleniyor belleğinde yaşanan
ve ellerinde, ellerinin en güzel yerinde bileklerimi bir daha kesiyorum!
ezberbozan lakırdılar duyuyoruz, estarabim-
eskaza el bozan hamleler bunlar.
hangi masal canavarını harcar,
hangi leblebi daha demir?
tamam bozulmasın gökyüzü, zerre dokunmaz itikat
flu kalıyorum ardışık ve adaleti çok boktan
bıkkınlıklı sergüzeşt doymamış avından
kendimi bulduğumda içimden çıkan
lodosuyla lades tutan hazan
seni sevmekten üzerime yapışan o lanetli zan
en bipolar halini özlüyorum bazan
kurulup kurulup memlekete,
aş aşerip, üzülüp mehmete
akabinde ve birdenbire
çok fena iktidar zehirlenmesi.
susuzluk. ussuzluk. boşuna, boş-
luk boşluklarla boğuşan
yirmi yalan yakarış
yenilgiyi yanıltmaya yetmez. ve verip veriştirir bir de-
kanrevan kesikler. ah dolmayan boşluk. nedensiz sıkıntı.
ah gecelerce ve gecelerce kendime zerre acımamam,
şimdi hepsi birden, sanki herkes..
içimde boğuluyor.
yirmi yılı aşmıştır, artık o zalim bizim. artık
artıklarıyla avunan yıkık koca iki nesil
kazanda kazayla zehirlenme var
ikmale yatsıya varabiliriz
yirmi yılı aşmış
ve biz çölleşmişiz
onun ve arsız şürekasının sülalelerinin gölgesinde
belki biraz çamur belki ıhlamur
tamamsak açılalım, fetiş ve femme fatale
danışıklı bir gece danişment ittifak
sırra kadem basan bir anıdan döşek yatak
levrek diye umutlanıp sebeplenmek kefale
belki sonsuz ama bir kere. sabra sakil olmadan sebat
allah’ım beni boylamasına, geçen yüzyıla ışınla…
veba dönemi geçsin yeter, gerisi sanki akar..
bulutsuz bir gözyaşı iklimini yorar.
sırada akrep belgeseli var
ve tabii ki reklamlar.
yiğit ergün



