bir şeyi elde etmenin getirdiği; rahatsızlık – atakan aydın

Kapı eşiğinden bakarak elde ettiğim şu dünyayı
Gördüm
Kent adamların bezgin göğüslü yosmalara
Anadan üryan tekliflerle gelip
Emerken vahşiliğin kanlarını bir kuytuda
-uzattım adımlarımı kapıdan dışarı!
Yalnız bar odalarında karışırken damarlarına amfetamin
Beklenirken o gömülen dalgınlıkta var olmanın anlamsız acısı
Kolları baştan aşağı ardışık veya çokça karışık jiletlerle doldururken
Ne uğruna acıya dayanmak zorunda olduğunu kaybetmek
O histerik günlerin yorgunluğunda
Aynada gördüğün suratı hiçbir zaman tanıyamamak
Bir şeyi elde etmenin getirdiği
O, kuru avam rahatsızlık
Ütüsüz gömlekleriyle hafta sonu bir barda güzel bir kız kesmenin hayaliyle yanıp tutuşan orta yaş krizleri
Son bahsini beyaz bir atın dermansız oluşuyla tamamlayanlar
O yalnız odalarında günlerce hiç kimseyle konuşmadan duran; intiharı düşleyenler
Bir şeyi elde etmenin bir bok getiremediği.
Yarı çıplak bölünen uykularında bir anıya dokunmak isteyenler
Her mahallenin gizli asayişinden sorumlu o cesur, tüysüz çocuklara
Birinin kalbini saramadan dünyaya hoşça kal diyenler
Her gece hiç bilmediğin kıtaların özlemiyle uyandırılan
Açık vücutlar üzerinden atıfta bulunup, Tanrı’ya koşanlar
Gördüm
Caz eşliğinde kendinden geçenleri, deri ceket giyince bir sik zannedenleri
Uyandım
Siktir
Siktir, siktir!
Güzel bir söylentidir şimdilerde
Geçerken karşıdan karşıya ölüme bakmak
Solumak, gece ardından bu yorgunluğu
İnanmak her şeyin ortasında ihtimalin
Max Richter’in uykusunda dalmak geceye
Toplamak ekmek yüklü vagonlardan Tanrı sorusunu
Kaçmak insan, kurban etmek kirli düşüncelere
Yazmak gösteriş budalası şu hiçliğe
Demek dünya böyle bir yer
Demek gebe kadınların istenç dolu sözleri
Doğurgan olmak, yaratmak yeni baştan
Bize ait olan, şimdi nerede?
Ey uğuldayan insanlar
Carl Solomon öldü.
Richter’i uyandıramadık derin uykusundan
Beklenmedi okunsun ölümün adı şiirlerle
Jack, Allen, Carl ve diğerlerine…
atakan aydın



