deneme/poetika

yanlış yalnızlık, yanlış kalabalık – buse malkoç

İnsanın sosyal bir varlık olduğunu herkes kabul ediyor. Tek başımıza yaşama şansımız olsaydı sadece kendimizin olduğu koskoca bir dünyada doğar ve ölürdük. Ama gerçek öyle değil. Gerçek, insanın ömrünü geçirirken hep farklı insanlarla hayatlarının kesişmesine denir ancak. Seçilmiş yalnızlık da var orası da ayrı bir konu.

Benim değinmek istediğim asıl konu insan tanırken yanlış insanları bile- isteye -oynaya hayatımıza almamız. İnsan ilişkilerimiz de her şey gibi bizden sorulur. Yalnızlığı (gerçek yalnızlığı, seçilmiş yalnızlığı) burada okuyan hemen herkes tatmıştır tadını. Çoğu da bundan gayet memnundur. Onları anlamayan insan kalabalığındansa, iki üç dergi ve kitap bu boşluğu tamı tamına doldurabilir. Yalnızlık muazzam bir duygu. Tek bir odada, kimseye bir söz söyleme gayesi olmadan kafasına estiği gibi yaşamak, asıl özgürlük! İnsanı kendiyle sevgili olup ayrıldığı ilk zamanlar. Yalnızlığın ilgi çekici bir yanı var. Fazlası da… aman allah korusun.

Sıra o yalnızlığın ruhu içten içe kemirdiği zamanlara gelirsek. Bir iki muhabbete, sıcak tene hasretlik anı. Zaman zaman kafamıza uyacağını düşündüğümüz kişilerle arkadaşlık eder, sohbetler ederiz. Bir yerde bir şey okumuştum ‘ne kadar çok gelişmek istiyorsan o kadar çok farklı insanlar çevrende olsun’ diye bir sözdü sanırım. Çok gelişmenin de anlamını sorguluyorum şu an. Çok gelişip ne olacağız, mesleğimiz ne olacak o zaman?

Size soruyorum. Şu kısacık ömrünüze çokça farklı türden insan sokar mıydınız? Örnek vermek gerekirse, en uç noktalardan farklı düşünen iki insanla aynı zaman diliminde tatlı bir arkadaşlık yapar mıydınız? Düşünceleriniz farklı olsa dahi, zıt olsa dahi? Mesela sizi boş verdim, bir arkadaşınız ateist, diğeri gayet dindar biri. aynı masada üçünüz oturabilir miydiniz? Ya da oturmasanız bile ikisiyle de iyi geçinebilir miydiniz? Karşınızdaki kişinin düşüncelerine inanmıyor, sorguluyor olsanız bile onu dinler miydiniz? Bu ne kadar zor bir şey aslında. Bunu yapabilmek. Zıt bir düşünceye saygıyla yaklaşabilmek.

Bazen ise bazı insanların size hiç iyi gelmeyeceğini bildiğiniz halde bir sohbet yaparsınız. Bazı insanlar gerçekten derin bir bataklıktır. Kendi sorunları yetmezmiş gibi size de büyük sorunlar açabilirler. Hem benzer benzerini çekmez mi bu hayatta? Benzer benzerini çekiyorsa sizin size benzeyen bir çevreniz olur ayna misali. Ara sıra zıt düşüncelere sahip olanlar da olur. Kavga da orada çıkar genelde; ayrılan fikirlerde.

Bugün hayatlarımızın kesiştiği biri senin karakterinin aynısı karşında olsa, düşünceleri hatta sevdiği şeyler bile tıpatıp aynı olsa ömrünü o kişiyle geçirir misin diye sordu. Ben de olmaz öyle şey sıkılırım ben farklı düşünceler, farklı aktiviteler hoş olur bana farklı bir yolu öğretir gösterir dedim. Böyle bir konuşmaydı işte. Siz seçebileceğiniz tek bir kişiyi seçme hakkınız olsaydı kendinizle ömür boyu arkadaşlık yapar mıydınız, karşınızda olacak ve sevdiğiniz her şeyi o da sevecek o da aynı düşüncelere sahip olacak. Yoksa zıt görüşlere, yeni fikirlere açık olur ve insanları dinlemeyi sever miydiniz? Bu çok uç nokta olsa dahi? Sonu karanlığa çıksa da?

Şahsen oturup herkesi dinleyip batmak gerçek bir deliliktir. O yüzden ön yargı belki bazen hayat kurtarabilir. Sizi olmadığınız biri gibi olmanızdan, ideallerinizden ve hayallerinizden sapmanızı kurtarabilir. Hisler ve düşünceler, insanlar hakkındaki ilk izlenim hayat kurtarıcıdır. Saygı da olmalıdır tabi ama insan sonuçta gidip bir katille arkadaşlık yapmaz. Körü körüne bunu yapmak gerçek bir deliliktir. O halde şu ortalarda bahsettiğim konuya geleceğim. Gelişmek için herkesi tanımaya kesinlikle gerek yok. İnsan kime ne şekilde ihtiyaç duyduğunu çok iyi bilir. Bilhassa gidin bunları düşünmeyin ve yalnızlığın tadını biraz daha çıkarın. 

buse malkoç

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu