deneme/poetikayayınlar

deliliğin bağlamında şairin psikopatolojilerinin özgünlüğü ve özgürlüğü yaratması üzerine – öner fırat tarakçı


DELİLİĞİN YÜCELTİLMESİ BAĞLAMINDA ŞAİRİN PSİKOPATOLOJİLERİNİN ÖZGÜNLÜĞÜ VE ÖZGÜRLÜĞÜ YARATMASI ÜZERİNE

Yaşam ve varoluş formlarının felsefi düzlemde Antik Yunan’dan bu yana süregelmiş bir aşkınlık kategorisi içinde şekillendiği tarihsel bir gerçektir. Bu gibi kategorilerin özgünlükleri ve özgürlükleri ketlemesi durumu ise aşkınlığın kategorileri olan Tanrı, İyi, İdea gibi kavramların ahlaksal boyuta dahil olmasıyla gündeliğe ve bireyin yaşamına yansımasının sebebidir. Normatif çerçevede kabul görmüş varoluşların dışında olan- yani patolojik izlerle melankolik bakışın depresif ve manik uçlarda dalgalanması, aşırı duygulanımların coşkunluğu veyahut sessizliğin hüznü ve yıkımına eşlik eden bir ötekilik hali olmasıyla ele alacağım delilik olgusunu; yaşama biçimleri itibariyle de gettolaşmış bir soyutlanma ve yalnızlık içinde olduğu, norm-dışı, aykırı-ayrıksılığıyla AUTHENTEOS -otantik- bir şekilde inşa edilmiş kişilik yapılanmasını yaratıcı, özgün ve üretken olması yönüyle yücelterek şiirin ve dilinin delilikle olan ilişkisi içinde irdeleyeceğim.

Gündelik yaşamın tekdüzeliğine melankolinin kara mürekkepli kalemini saplayarak onu değiştirip dönüştürürken, Nietzsche’ye benzer bir yaklaşımla bizi gerçeklikten öteye –dayanabilmemiz için-  götürür. Bu yolculuğun yaratıcısı olan şairin yolculuğunun eser halinde somutlaşmasından önceki ruhsal hali bir deliliği andırır yahut delilik içindedir. Kimi zaman yaşatıp kimi zaman öldürürken yaşama içkinlikle bir direnci, isyanı, başkaldırışı, reddedişi, kabullenmeyişi ekseninde beliren yapıt varoluşu gereği sınırların ötesinde konumlanır. Sınırların ötesinde olmak öz itibariyle iktidarın belirlediği bir takım teorik ve pratik sınırlamaların feshedilmesidir. Patolojilerin doğuşuna denk gelen bu öte-oluş, dışarıda kalma hali genel itibariyle sınırsızlık ediminin deliliğe varan dışavurumları, Ginsbergvari  ‘’ gördüm kuşağımın en iyi beyinlerinin çılgınlıkla yıkıldığını.. ‘’ minvalinde deliliğin   ‘semptomu’ olarak şiirler; yaşamı yaşanabilir kılan ve hatta yaratıcısını da hayatta tutan işlevsellikte yapıtlardır. Özgünlükle karakterizedirler ve bu özgünlüğün bedeli Tanrı’nın yitirilmesidir zira Ortaçağ paradigmasında da melankoli durumu tasalı bir yüreğin yaşantısı olduğundan bu hüzne de ancak Tanrı’dan yoksun bırakılmış bir kişi muktedir olabilir. Eğer sözcüklerden kaçılıyor ise hüzün gizlenir durumdadır fakat şiir; anlamı inşa etmekten çok veya az bir şekilde zincirleme sözcüklerle dışavurumsal bir maske inşa eder. Zira psikanalik çerçevede de depresif kişinin sözlerinin maske olarak ele alınması da bu inşa sürecini olumlar. Şiirin ve onun dilinin özgünlüğünün deliliğe varan çökkünlüklerden gelen büyük bir çağrışım benzersizliğine de sahip olması dilsel temsiller zincirinde bir yarık açar, döngüyü kırar.  Bir başka bakımdan deliliği bir duygu fazlalığı olarak ele alırsak, bu duygu fazlalığının kendini göstermesi tuhaf zincirlemeler, kişisel diller ve poetikalar şeklinde şiirde tamlaşır, bütünleşir. Duygulanımların zirvesi dopaminerjik patlamalarda aynaya yansıyan şiir, yansısıyla bölünür ve var olur. Bu bölünme hali tam, bütün veya tek bir egonun varlığını yadsır zira bozulmuş, çürümüş, parçalanmış bir ego, kendiliğin (self) boşluklarından Tanrı’nın taşarak yarattığı dünyayı (Sudûr ) eleme boğar. Tasa, gam, melankoli şairin aynasından dünyaya bildirir, oluşun ne denli zor olabileceğini.

Şair fark eder.

öner fırat tarakçı

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu