aklım bir karış havada – sylvan clownson

/ Şşşş.
Aklım bir karış havada. Hatta tam konum vermek gerekirse sağ taraftan iki karış güneye doğru. Benim sağım. İçimdeki
sıcaklara gitme arzusu ise yaklaşık boğazıma kadar battığım şehir, borç ve yaşantıyı idame ettirme isimli sümüksü bir balçığa
saplanmış durumda. Kabaca hesaplarsak yaklaşık üç karışlık bir
alanım özgür. O da hep içsel kısımlarıma denk gelmiş.
Uzun süredir aşık olmadım. Çünkü çok uzun süredir aşık
bir hayat sürüyorum. Hem de birkaç manada. Midemdeki kelebekler 30-40 nesildir oradalar. Midemin duvarlarına sprey boyayla arabesk sözler yazarak başlamışlardı şimdi bir medeniyet
geliştirdiler. Benim düşüncelerime, yaşam tarzıma uygun bir
ütopya. Benim midem, benim kurallarım. Ve o kelebekleri kah
isteyerek kah istemeyerek ben yarattım.
Bir süredir sosyal medyayı sessizde kullanıyorum. Sebebi benim gibi düşünmeyenlere duyduğum tahammülsüzlük.
Bilinçsizliğe duyduğum bilinçsiz nefret. Cehalete güttüğüm faşist yaklaşım. Herkes gibi benim de anlayamadığım şeyler var.
Mesela doğa mucizesi yahut Tanrı artığı ne olursa olsun, bunca
yol kat edip akıllı bir yaşam formu geliştirebilmiş bir organizma
onca yetisine rağmen bilinçsizliği neden seçer, cehaletle nasıl
zırhlanır?
Yukarıda saydığım salakça tutumlar kelebeklerime iyi
gelmiyordu ben de sesinizi kıstım.
Hem sessiz daha güzel. Parmağımla modern yaşamı,
sefaleti, aptallığı, şiddeti ve ona duyulan tutkuyu sonraki saçmalığa doğru kaydırırken bir de onların seslerine tahammül etmek zorunda kalmıyorum. Dans eden insanlar benim arka
planda çalan müziğime oynuyorlar. Şiddet videoları 90’lar rap
müziği ile çok iyi gidiyor. O an ne çalıyorsa artık. Acıklı bir türküye salsa, Rock’n roll’a halay, chill bir şarkıya miting coşkusunu
dine ait bir şey sanan insanların ağız hareketleri. Sinirli, komik,
ve aptal, sessiz insan halleri. Sıradaki videoda birileri bir ara sokakta, uhrevi bir aşkla birini öldürüyor. Ve arkada Bülent Ortaçgil çalıyor.
Gittim çünkü eskittim kentin sokaklarını
Kimsenin umurunda değil suratlar soğuk
Ardımda çok şey bırakmadım
Kalanları da almadım
Denize doğru.
Videoların sesi kısık çünkü büyük resimde sadece kendini gören bir narsistist sürekli konuşuyor. Yirmi senedir konuşuyor. Her şey hakkında hiçbir şey söylüyor. Tanrım, bir türlü
susmak bilmedi. Ara ara sessiz kalıyor. Tamam diyoruz bu kez
harbiden sustu galiba. Bu kez büyük resimde sadece onu gördüğünü iddia eden başkaları onun adına, onun ağzıyla, onun
iradesiyle konuşuyor. Adeta onun her şeye hükmedeceğini sanan binlerce tek yüzük. Hepsi tüm gücüyle sahibine dönmeye
çalışıyorlar ama onlara hükmeden tek adam Barad-dûr’u araplara satmış. Ama bu süreçte bir miktar başarılı oldu. Tüm ülkenin kaderini kadim mordor lisanındaki yasak bir harfe sıkıştırdı.
Sauron’a küfür etmeyeceksek neden Ortadoğu’da yaşıyoruz ki?
Videoların sesi kısık çünkü onun bir şeyleri bildiğini iddia ettiği egoist sesini duyduğum an bağırsağımdaki bakteriler
harekete geçip beni ishal yapıyor. Kelebeklerime zarar. Ne zaman kutsaldan, davadan, ekonomiden bahsetse, affedersiniz
burayı daha kibar anlatamayacağım; gidip çatır çatır sıçasım geliyor.
Biiiz der demez midemdeki kelebekler teker teker kendini öldürüyor. Ama ben kelebeklerimi seviyorum. Bu yüzden
onu görmezden gelmeye başladım. Başta zordu. Televizyona
besmele gibi adını ezberletmişler. Sesini kıstım. Her yere resimlerini, sembollerini kazımışlar. Başımı çevirdim. İlgimi azalttım.
Şimdi belediye parkındaki kum havuzunda kumları
avuçlayan bir çocuk gibi. Kumu bir sıkıyor kedi boku. Birazdan
elindeki kokunun farkına varacak ve ağlayarak annesine koşacak.
Bence aptalın teki. Ama o parkı kendisinin sanıyor.
/24143
sylvan clownson



