şiiryayınlar

uçan dudak – sinan kaban

uçan dudak

sen hangi suretinden kaçıyorsun böyle
dudaklarını öfkeden çıldırtmış da arılar
bir kapadokya göğünde şişirilmiş
yer çekmese uçacak gibi
burun kabul sarkık meme göbekte yağ
anlaşılır belki ama bu uçan dudaklar
esnaf lokantasında uykusuz aşçının
içine mercimek bastığı tavuk pişkinliği
her an patlayacak bir bombayla yaşamaktan
kahve içemez oldular ve kim
soğuk bir silikonla öpüşmek ister

ipekten gömlek kimyadan tanrı çıkaran
tabi güzel olmak isteyecek insan
ama zorlanınca gök bile çatlıyor ortadan
dilerdik olmadı isterdik dua edip
şimdi tanrılar doktor çağırıyor dünyadan
gidiyor yoksa büyük krallık
gidiyor bütün güzelliklerin yarısı olan yusuf
şaşkınlıktan ellerini kesen kadınlarla

nedir bu insanların balon derdi
bu kadar mı mutsuzlar uçmayınca
her bıçak tutanı tanrı bilip
dopamin kuyusundan neşter çağırmak
alışılır acı değil
benim saçımdaki beyaz siyahlaşırken
neden senin başın gittikçe kar
hacim fiziğin değil abartısıymış insanın
alçak uçuştalar yine sokakta
yeni atamız olan ördek yontular

dün brezilyalıydın bugün uzak doğudan
yeni bir kimlik çıkarmalı yoksa
tanımayacak seni sevdiğin kameralar
bildiğin kaçakçı şehrin yarısı
ya da ayarsız aceminin elinde pörtlek surat
kendine zarar verenlere çıksa bir kanun
ey insanlar zaten çirkiniz
ölmeyi istemek bile imkansızken burda
bir hilal vardı doktor demezsin
doğuştan barış antlaşması imzalamış gibi şehirle
kötü burun bırakmadı coğrafyada
odur ki söylence karadenizde
eğri burunlu çocuk doğmadı bir daha

sinan kaban

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu